26 Şubat 2011 Cumartesi
Yeniden Doğmak..
İhvan kardeştir. Hani, “mümin müminin kardeşidir” buyuran Habibulah’ın haber verdiği gibi… Biyolojik bir bağı olsun ya da olmasın, Gardaşım! diyebildiğin kişi… Bir anadan değil, bir babadan doğduğun, “can” diye seslendiğin insan…
O başkasına benzemez. Evlâdının gönlündeki derinliklere nüfûz ederken, işinde öyle mâhirdir ki duymazsın bile, belli etmez. Zaten, sana senin halini hissettirecek olsa, utancından mahvolursun. “Gözsüz görme dersleri”ni bizzat kendisi vermektedir. Sanır mısın ki her bir halini görmez!? O, yanında ol ya da olma, karşısına otur ya da oturma, seni seyreder. Canların babasıdır kolay değil! Canın yandığı vakit senden çok yanar, senden çok gözyaşı döker.
Bilirsin. Kimseler tutmasa o tutacak ellerinden, kimseler bakmasa o bakacak yüzceğizine. Kapısında beş dakika dolanmak bile ferahlatır. Ve o, kapısını evlâdına sonuna kadar en fedakâr şekilde açmıştır. Onun tebessümüne sebep olmak ne büyük nimet ve hüznüne, kederlenmesine yol olmak ne büyük vebaldir! Sadece ayağını değil, kalbini, zihnini, her yanını denk almak yaraşır onun evladına. Sadece karşısındayken değil, her an, her yerde… Zaten ona aşkla bağlı olan için, huzurdan gayrı yer kalmaz ki. “Ben size şahdamarınızdan daha yakınım” buyuran Allah’ın sevgili dostudur O! Dost, dostun ahlakından nasip alır. Ve işte böylece, seyrime her an dalan, ben kendisinden gafil olsam da benimle dolanan, kontrolü, görüşü ve duası altında her türlü imtihanı başkalarından daha rahat atlatabildiğim, varlığı sanki cennet huzuru ve yokluğu sanki cehennem çukuru olan bir şefkat, firaset ve asalet abidesidir O!
Sever, sevilir. Gönlü engin bir samimiyet merkezi olduğundan, Allah ona sayısız yardımcı gönderir. Mesuliyeti ağırdır; fakat mâşuku Hakk olan için, her zorluk aşılasıdır. Nefsi için istemez. Nefsi için sinirlenmez. Hevâsından söz etmez. Varisliğinin hakkını vermek, kendisi de son nefeste yalnızca iman ile Rabbine ermek derdindedir. Biriktirmez, dağıtır. Nice sırla yüklüdür de çatlamaz. Sorumlu olduğu nice insan vardır da, birini bile unutup da atlamaz.
Vefâ da cefa da ondadır. Yükümüzden beli bükülmez, nûru çoğalır. Derdimizden yıkılmaz, daha da derin bir heybet kazanır!
____________________________________________________________________________________
Gönlümüzün ulaştığı,sözümüzün duyulduğu,ruhumuzun hissedildiği herkese, her yere kalbi sevgi ve selamlar olsun .
En son ; Libya'ya aşığım demişim. Kandil coşkusunun bitmesini hiç istememiş, o rengarenk tablonun ardından gelecek olan gri günleri hissetmişcesine zamanı durdurmak istemişim..
Kandilden sonraki, çarşamba günü El Beyda'da başlayan olaylar, korkunç bir hızla büyümeye başladı. Halk Kaddafi'den çok çekindiği için bir-iki günde biter demişlerdi fakat bitmedi. Önce bir sokak arkamızda Afrikalı polisler ele geçirildi . Sonra binlerce kişi toplanıp ellerindeki her türlü silahla şehri zaptetti.
Karakollar, devlet binaları yakıldı. Her yer yağmalandı. Filmlerde gördüğümüz o vahşi çatışmaların içersindeydik.
Ne oluyordu sana güzel Beyda? Kim yapıyordu bunu ? Neden yapıyordu?
Daha geçen hafta cıvıl cıvıl olan şehir; artık en keskin hali ile nefret, isyan ve ölüm kokuyordu . Biz tevekkül ve dua ile sabrediyor, biriciğik kızımızı da bir an dahi yanımızdan ayırmadan sımsıkı sarılıyor, üzüntü ve korkumuzu yavrumuza belli etmemeye çalışıyorduk...
Apartmanımızda hiç Libyalı yoktu. Herkes yabancıydı . Alt katımızdaki Türkler hariç , hepsi evini çoktan boşaltmıştı. Gitgide çaresizliğimiz artıyordu. İnternet ve telefonlar kesildi. Arabalarımız çalındı. Hiç bir yere kıpırdayamıyorduk. Rahman c.c'dan gayrı sesimizi duyubilecğeimiz tek Allah'ın kulu kalmamıştı.
Bunları yaşayacağımızı tahmin bile edemezdik. Var gücümüzle dua edip,umudumuzu yitirmeyerek bekliyorduk.Bu arada evimiz her an bombalanabilir korkusu yaşıyorduk.
....
Saatler sonra apartmanın kapısına yıkılırcasına vurulmaya başlandı. Libyalıların evimize geldiğini düşünerek, dehşete kapıldık. Fakat şükür ki ; gelen tercümanımız Mustafa Bey'di. O kaosta bir taksi bulmuş ; zor bela ikna edip, tüm karışıklığa ve tehlikeye rağmen bizi almaya gelmişti. Herşeyi ardımızda bırakıp, nice yaşanmışlıklarla süslediğimiz evimizden en acil ihtiyaçlarımızı alarak, canhıraş bir şekilde arabaya yerleştik.
Beyda'dan çıkmak kolay değildi. Yollar kapalı, otobüsler, kamyonlar, binalar yanıyor, her köşe başı tutulmuştu. İnsanlar ellerinde satırlarla, gözleri dönmüşcesine birbirine saldırıyordu...
Heyhat!!
Güvenlik kavramı tamamen ortadan kalkmış. Polis yok, asker yok. Ateş çemberinin tam ortasındayız.
Ara sokaklardan adeta kaçarak, Mustafa Bey'in Labraq'taki evine ulaştık. Hemen eşini de alıp, Tobruq Şantiyesine doğru yola çıktık. Rönesans çalışanları / eşimin iş arkadaşları bizi müthiş bir endişe ile orada bekliyordu. Gelemeyeceğiz diye çok korkmuşlar. Ulaşamayınca insanın aklına her şey geliyor çünkü. Yanlarına vardığımızda derinden bir oh çektik. Kalabalık insana güç ve güven veriyordu.
Birbirimize çok destek olduk. Morallerimizi hep yüksek tutmaya çalıştık. Aile olduğumuz için önceliği hep bize verdiler.Rahman c.c onları ve sevdiklerini korusun.Cennet-i Ala'yı nasip eylesin...
Şantiyede bir kaç prefabrik ev vardı.Yaklaşık 130 kişiydik. Biz iki aile beraber kaldık. Kimseyi arayamıyorduk fakat Türkiye'deki yakınlarımız bize -kısa bir süre için- ulaşmayı başarmışlardı. Ailelerimizle konuşup, telaşlandırmamak için iyi olduğumuzu , bir sıkıntımız bulunmadığını söyledik.
Ertesi gece korktuğumuz başımıza geldi ve müthiş bir kalabalık tarafından şantiye basıldı.
Libyalı güvenlik görevlimiz aracılığı ile 3'ü biz 2'si tercüman ve eşi olmak üzere toplam 5 kişi, oradan son sürat ayrılarak bir Libyalı'nın evine sığındık. Biz çıkar çıkmaz şantiyeleri yağmayalıp,yaktılar. Diğer çalışanlarımız da mayınlı bölgeden sürüne sürüne geçerek, askeri havaalanına saklanmışlar.
Libyalıların evinde tek başımıza kaldığımız için daha fazla korktuk. Kesinlikle oradan sağ çıkamayacağımızı düşünmeye başladım. Sürekli ateş ediliyor, silahlı grupların içinde bulunduğu sayısız araba korkunç korna sesleri ve çığlıklarla kapımızın önünden geçiyor, durup durup içeri girmek istiyorlardı.
Ev sahibinin de asker olduğunu öğrendik. Ona neler olduğunu sorduğumuzda, Kaddafi'den nefret ettiklerini, yaşamasını istemediklerini söyledi. 900 milyar dolar varlığı olduğu halde halkına hiç bakmadığını, zor durumda bıraktığını anlattı.. Sabırlarının taştığı, her halinden belliydi. Artık yetti dedi. Yetmişti...
Sürekli tekbir getiriyordu. Her tekbirinde, kalbim duracak gibi oluyordu. Elinde uzun namlulu bir silah vardı. Dışarda durmadan ateş ediyordu. Ölüp ölüp dirilmek buymuş meğer..
Zaman geçmek bilmiyordu. Bir saniye bin yıl gibiydi..
Dudaklarımızdan dökülenler; son cümlelerimiz olabilirdi..
Bir ara etrafıma baktım. Biricik eşim, bebeğim ve biz dışındaki her şey flulaşmıştı. Saçlarının teline zarar gelse, kahrolurum. Ruhum ise ailemiz için korkunç bir endişe duyuyor, buna rağmen güçlü bir koruma duygusu ile soğukkanlı davranmaya çalışıyordu.
Ölümden korkmadık ama. Hazırdık her şeye. Bunları yaşamaktansa Rabb'e kavuşmak çok daha iyiydi belki..
Beni korkutan başka şeyler vardı. Şöyle düşündüm; bizim burada olduğumuzu kimse bilmiyor. Ölsek haberleri dahi olmayacak, bulunamayacağız. Hepsini geçtim, yavrumuz öylece ortada kalsa?
Ya Rabbim, bunu düşünmek bir anne-baba için kıyamet demek!...
Tam o anda evi de bastılar. Evi basanlar, ev sahibi ile uzun süre arbede yaşadı. Bizim için bu insanlar zararsız. Çok iyiler.. Ayrıca çocuk var dedi. Rabbimize şükürler olsun ki gittiler. ( Sonradan öğrendik ki aradıkları başka birisi varmış.. )
Kısa bir süre sonra şantiye şefimiz Osman Köseoğlu bize bir araba bulup gönderdi. Oradan kaçıp, Mısır'a 25 km uzaklıktaki Al Burdi 'ye gittik. Hepimiz çok şükür hayatta idik ve nispeten rahatlamıştık. Şirketimiz Rönesans'ın yapmış olduğu Al Burdi Otel'de bir gece konakladık. Tabi o otele gidene kadar çok şey yaşadık fakat hepsini anlatmam mümkün değil. Bu esnada ne oldu biliyor musunuz?
130 kişiden sadece, 6 kişinin pasaportu vardı. Bizim pasaportlarımız Tripoli'de idi. Hali ile Mısır sınırından geçemeyebilirdik. O 6 kişinin Türkiye'ye giderken kızımızı da de yanlarına almayı teklif ettikleri anı ve o an ki hislerimizi tarif edemem. Düşünün;
İç savaş başlamış, Libya kan ağlıyor. Diğer tarafta bebeğimiz söz konusu. Bir an önce kurtulması ve o kabustan çıkması için her şeyi göze alabiliriz. Fakat göndermek / ayrı kalmak da asla içimizden gelmiyor.Gönlüme sancı, sancı, sancı üstüne sancı geliyor..
Çok şükür, hayatımızın en .etin med-cezir'i ; saatler sonra, konsolosluktan gelen haberle sona erdi.. Olağan üstü hal hasebi ile pasaportsuz geçebileceğimizi öğrendik.
Al Burdi'de uydu internet olduğunu öğrenince, hemen birilerine ulaşmaya çalıştık. Çok şükür ki sesimizi duyurabildik.
(* İşte olay tam da burada farklı bir renge bürünüyordu benim için:
Mailimi açtığımda yüzlerce dostumun, kardeşimin yazdıkları ile kendime geldim. Her birinin gönlünü yanımda hissettim. Göz yaşlarıma hakim olamadım, ruhuma sarılıp, hüngür hüngür ağladım.
Çılgınlar gibi ağladım. Rahatladım.
Bittiğinde,ben de bittim ama
Dev bir huzur kondu ruhuma....
Hani hep sevgi , sevgi , sevgi diyorduk ya!
Son nefesimize kadar, sevgiyi haykıralım diyorduk ya..
Sahte değildi hiç bir hecesi,gerçeğin ta kendisi..
Bu çağrılarım, bu davetim, muhabbete olan baki inancım öyle yerini bulmuş ki. Rabbime defalarca kez şükrediyorum. Yüreğim yerinden çıkacakmışçasına atıyor bu inançla. Kocaman / manidar bir tebessüm konuyor derunuma.
Meğer göründüğümüzden çok daha kabalıkmışız. Meğer bizden haberdar olan, ailesinden biriymişiz gibi hisseden, bizimle birlikte uykusuz kalan, ciğeri cayır cayır yanan nice kardeşim varmış .Gönüldaşlarım çoktan da çokmuş...
Kelimeler kifayetsiz kalıyor, öylece durup hiç bir şey söylemeden, sonsuz defa teşekkür etmek istiyorum.
Sizleri çok merakta bıraktım, çok duanızı aldım, Rahman c.c razı olsun arkadaşlar.
Bunları yaşamamız gerekiyormuş ki yaşadık. Olan her şeyde bir hayır vardır. Rabbim beterinden saklasın.
Yeniden doğduk biz! Rahman c.c canlarımızı bize yeniden hediye etti. Hakikaten öyle hissediyorum. Tazelenmiş, yenilenmiş, yüreğimdeki sevdaya niceleri eklenmiş gibi..
Tüm bunlar karamsarlıktan ziyade kocaman bir umut ve aşk yeşertti içimde..
Ne kadar şükretsek az.
Her şey çok daha güzel olacak biiznillah..
An itibari ile 500'ü aşkın mail ve sayısız mesaj gelmiş siz dostlarımdan. Hepsini henüz okuyamadım.
Cevap yazmaya da fırsatım olmadı ; fakat inanın benim için eşsiz kıymetteler. Şu durumda ki en iyi ilacımız onlar ve sevdiklerimizin desteği.
Okudukça ağlıyorum, ağladıkça okuyorum. Sonra mutlu oluyorum .
Yanımda olsanız, kardeş sevdası ile kocaman sarılsam size. Gözlerinizin içine baka baka, şükranlarımı haykırsam keşke..
Özellikle kendini parçalarcasına bizim için uğraşan, sıcacık sesi ve dev gibi kalbi ile güven ve huzur veren, Mümine 'me (Deli Anne) nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
İçi dolu bir sevgi bu. Tesiri baki bir sevgi. Bunun da karşılıklı olduğuna gönülden inanıyorum.
Çoğu arkadaşımız haberleri senden almış. Herkes birbirine ulaşmış. Sayısız blogcu dostum, el ele tutuşup, tüm samimiyetleri ile dualarını bize göndermiş.
Böylesine bir sevgiye mazhar olmak, merak edildiğini bilmek, halis dualar almak o kadar mübarek ki..
Bu nasıl bir güç, nasıl bir birlik? Adeta tek yürek olup bizler için atmışsınız arkadaşlar. Allah aşkına bu yaptıklarınız karşısında şu aciz ne söyleyebilir ki?
Bana ulaşmaya çalışan, fakat ulaşamayan, gıyabımızda dualarını eksik etmeyen herkese çok teşekkür ediyorum. )
....
Al Burdi'den minibüslerle çıkıp, Mısır sınırına vardık. Orada bizi başkonsolosumuz Sayın Semih Lütfü Turgut karşıladı ve ailemizle bizzat ilgilendi. İnanılmaz kibar, yardımsever ve güler yüzlü bir beyfendi.
Yaklaşık 11 saat süren yolculuğumuzdan sonra İskenderiye'ye gittik. Havaalanına vardığımızda,dünyalar bizimdi sanki. Şükürler olsun. Dış işleri bakanlığının bizler için gönderdiği özel uçakla , 2.5 saat sonra güzel vatanımız Türkiye'ye indik. Allah'ım seni çooook seviyorum! çooktan da çok! Dağa,taşa,uçan kuşa haykırmak istiyorum... :))
-Havaalanında bizi sevinç gözyaşları ile karşılayan canım aileme, akın akın ziyaretimize gelen yakınlarımıza, Türkiye'ye iner inmez eşimin telefonundan bana ulaşan,seslerini duyduğumda duygularımın şaha kalktığı Öznur, Pınar, Fatma Betül kardeşlerime de milyon defa teşekkür ederim. Hepiniz iyi ki varsınız!
Evet dostlarım;
Biz kurtulduk lakin Libya yanıyor . Cehennemden kaçmaya çalışıyor insanlar. Olaylar televizyonlarda gösterildiğinden daha ciddi. Kayıp çok fazla. Aldığımız haberlere göre Beyda'daki şantiyelerimiz ve apartmanımız da bombalanmış.
Arkadaşlarımın ve geride kalan 14 bin vatandaşımızın sağ salim dönmesini çok istiyorum. Onlar için inanılmaz endişe duyuyorum. Bedenlerimiz burada olsa da ruhumuz orada.
Dualarımızı ne olur eksik etmeyelim can kardeşlerim. Ne olur! Susmayalım, kayıtsız kalmayalım !..
Aklım ; özellikle canım ablam / alt komşum Füsun Dirim, biricik arkadaşım Selin Özcanlı Süzer ve ailesi, Sevgili Aynur Kahramanoğlu ve Pınar'ımızın eşi Hani Bey'de. Umarım hayırla kavuşurlar sevdiceklerine..
Bu yazdıklarımı okuyan ve Libya'da yakınları bulunan arkadaşlar bizimle irtibata geçsin.
Sesimizi her yere duyurmaya çalışır, Libya'daki arkadaşlarımız vesilesi ile kendilerine ulaşmaya gayret ederiz. Dualarımıza katarız.. - O ki tek kurtuluş için tek anahtar..
( Yazdıklarım yüreğimden dökülen katışıksız hislerimdir. Hiç bir şekilde farklı algılanmasını istemiyorum inşaAllah. )
- Blogu şimdilik noktalamıyorum.
Yani bu deli kızın bıdı bıdılarını dinlemeye, izlemeye devam edeceksiniz bir süre daha. Sadece müsadenizi istiyor ve kısa süreliğine ara veriyorum. Beynimiz epey yorgun. Bir aksilik olmazsa eskisinden daha dinç, daha enerjik gelmeyi ümit ediyorum.
Haftaya Kayseri'ye geçeceğiz.Şuan İzmit'teyiz.
Üçümüz de hastayız; özellikle bebeğimiz.Fakat hayırlısı ile geçer inşaAllah ..
Yaşamak öyle güzel ki!!
Sevdiklerimize, ailemize sarılıp, onları doya doya kokluyoruz.
Sıcacık yatağımızda uyuyoruz. Silah ve patlama sesleri duymuyoruz. Her an basılma korkusu ile yaşamıyoruz, sürekli birilerinden/ birşeyden kaçmıyoruz. Nefes aldığımızı, güvende olduğumuzu hissediyoruz.
Daha güzeli yok bu dünyada. Üç günlük ömür. Ayrılık vakti gelmeden, yaşamın kıymetini bilin güzel dostlarım.O ana kadar hiç ölmeyeceğinizi, ölümün size uğrayamayacağını sanıyorsunuz ama kesinlikle yanılıyorsunuz:
''Külli nefsin zaikatul mevt''
Her dakikanızı huzur ve sevgi ile yaşayın. Ayrılığa hazır olun fakat yaşam enerjinizi / umudunuzu, sevginizi asla ama asla eksik etmeyin. Dünyaya ve dünyalık şeylere abartılı bir şekilde kendinizi kaptırmayın. Eşyaya çok bağlanmayın. DOST'a ve dostluğa sarılın. Hırsınızın ve nefsinizin esiri olmayın. Kısacık ömrümüzde geriye kalacak olan tek şey: '' Hakiki Dostlar ve Tatlı Muhabbet ''
Yeniden doğmak ; Dost'a ve dostluğa duyulan aşkın tazelenmesi demek;
Yeni umutlar, tertemiz bir sayfa demek. Biraz daha büyümek / hayata sımsıkı tutunmak demek..
Ve şimdi;daha kuvvetli bir inançla, gönlümüzü verelim birbirimize!!..
Kararan dünyaya rağmen ap ak sevgilerimizle büyüyüp, kainatı tertemiz muhabetimizle saralım.
Yüreğimden asla ve asla eksik olmayın inşaAllah.
Not: Mezkur yorgunluk ve şaşkınlıkla sürç-ü lisan edip, cümleleri toparlayamamış olabilirim.
Önce Rabbim sonra samimiyetime ve yüreğime inan / beni gerçekten duyup, hisseden dostlarım niyetimi / anlatmak istediğimi biliyorlar inşaAllah. Yine de ' Affola ' diyelim..
Güncel:
«Bütün mü’minleri biribirlerine merhamette, sevgide, lütuf ve güzel muamele hususlarında sanki bir vücud gibi görürsün. O vücudun bir organı hastalanınca, vücudun öbür organları biribirlerini hasta organın sancısına uykusuzlukla, sıcaklıkla ortak olmaya çağırırlar.»
(Buhari)
Sevgisizlik ve bencillik başta olmak üzere , ruhumuzu kemiren , yüreğimizi kirleten, kardeşi kardeşe küstüren vahşi planlarını hayata geçirenler yüzünden kararmaya ve karışmaya başlayan dünyaya rağmen, her durumda bir bütün olduğumuzu hissettiren , gerek mail yoluyla, gerekse telefonla bana ulaşan kıymetli arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.Sizler nasıl bizimle hemhal olup, yaşadıklarımızı anlatmaya çalıştığım her satırda, incecik kalbinizle gözyaşlarına boğdulduysanız, ben de bu olağanüstü destek ve dostluk karşısında aynı durumu yaşadım.Rahman c.c sizinle olsun..
Ben ve ailem çok şükür iyiyiz. Normal yaşama döndük. Günlerimiz yoğun ve ziyadesi ile güzel geçiyor. Lakin Libya'yı ve oradaki dostlarımızı bir lahza aklımızdan çıkarmıyoruz. Onlara dair en ufak bir haberde pür dikkat kesiliyor, gelişmeleri dua ve umut ile takip ediyoruz.
Bizler, bugün rahatız belki fakat dünyanın dört bir yanında yaşanan vahşet ve afetleri görmezden gelmek , ''bizim başımıza gelmeyeceğini düşünmek gibi bir gaflete kapılmak'' çok yanlış olur. O yüzden dertte / kederde olan tüm insanların hali ile hallenmeli , yaralarına halis dualarımızla merhem olmalıyız. - inşaAllah- Nitekim bu davranış, hem dünya dirliğimiz, hem de ahiretimiz için hayırlı olacaktır.
Bir sonraki durağımız ; 'Türkmenistan' . Oraya gidecek olmak ; içime pek tatlı bir huzur veriyor.
Özlediğim bir şehre, 'en yakın dostuma' , kızımızın doğduğu topraklara kavuşacak olmak bizlere çok iyi gelecek.
Blogumu uzun zamandır açamıyordum . Mezkur yasaktan ötürü erişim sağlanamadığını öğrendim. Şuan yazıyorum fakat bloguma girip okunabiliyor mu bilmiyorum:)
Ben de kimsenin blogunu açamadığım için mesaj bırakamıyorum .
Sizleri o kadar çok özledim, yazmaya ve okumaya öyle çok acıktım ki..
Umarım biz gidene dek bloglar düzelir de hasret ve muhabbetle kavuşuruz.
Bu arada civcivimiz orada okula başlayacak inşaAllah, benim de gerçekleştirmek istediğim birkaç planım var,
Hani olur ya zamansızlıktan ve internet sıkıntısından ötürü eskisi kadar sık yazamam, yine de sizleri unutmayacağımı , yaşadığımız bu anlamlı hatıraları aklımdan çıkarmayacağımı bilmenizi isterim.
Blogum ve dostlarım beni mutlu ediyor çünkü :)
Bambaşka, pırıl pırıl, dolu dolu bir frekans yakaladık hep birlikte.
Çünkü samimi ve çıkarsızız. Her şeyin el ele ve gönül gönüle çok daha güzel olacağına inanıyoruz..
Şimdilik gideyim ben.
(Anlatmak, paylaşmak istediğim çok şey var ama sonra : )
En hayırlı vakitte buluşmak üzere;
Ebeden ve daima sevgi ile..
Şeyma Erdoğan
Etiketler:
PEPELA'NIN DÜNYASI
12 Şubat 2011 Cumartesi
Nearly Flourless Chocolate Cake (Neredeyse Unsuz,Çikolatalı Kek:) ve Kutlu Bir Kandil!.
O'nun Dilinden ; '' Bir Müslümanın Tarifi ''
.Sevdiğini yanlız Allah için sevmek.
.İmandan sonra küfre düşmeyi ateşe atılmak kadar tehlikeli bulmak.
.Kendisi için sevdiğini başkası için de sevmek…
.Elinden ve dilinden diğer insanların zarar görmemesine itina etmek.
.Komşuya kötülük etmeyi, cennetten uzaklaşmak kadar tehlikeli görmek.
.Söylediğinde hayır yoksa susmak.
.Kötülüklere mani olmak için eliyle, diliyle müdahalede bulunmak, hiç olmazsa kalbiyle direnç göstermek…
.Hiç kimseye zulmetmemek, zulme karşı durmak.
.İnsanlara iyiliği tavsiye edip, kötülükten sakındırmayı sürekli bir misyon olarak kabullenmek.
.Dış görünüşten önce kalbleri temizlemek.
.İnsanlara güzel muamelede bulunmak.
.Bir günah işlediğinde hemen peşinden bir iyilik yapmaya gayret etmek.
.Sürekli nefis muhabesebi yapmak, günahların farkında olmak ve tevbe etmek.
.Allah’a karşı gelmek anlamına gelen davranışlardan kaçınmak.
.Sağlık ve boş vaktin kıymetini bilmek.
.Tebessümü, güzel sözü sadaka olarak addetmek.
.Cömert olmak, cimrilikten de, saçıp savurmaktan da kaçınmak.
.Mü’minleri, aynı binayı inşa eden tuğlalar ya da bir vücudun uzuvları gibi değerlendirmek ve hiçbir mü’mine buğz etmemek. Arkasından konuşmamak.İftira etmemek, gıybetini yapmamak, sui zanda bulunmamak. Kardeşlik hukukuna aykırı hiçbir davranış sergilememek. Acıları hissetmek, paylaşmak ve gidermeye çalışmak.
.Tüm insanlara karşı merhametli olmak.
.Hayvanlara dahi eziyet etmemek.Taşıyamayacağı yük yüklememek,dövmemek..
.İnsanların kusurlarını görmemeye, göstermemeye çalışmak.
.Toplumun zayıf kesimleriyle ilgilenmek, hatta onlarla ilgilenmeyi Allah’ın bize verdiği rızıkların vesilesi gibi mütalaa etmek.
.En güzel yiyeceğin el emeği ile kazanılan yiyecek olduğunu bilmek.
.Eşine karşı hayırla, muhabbetle davranmak.
.Çocukları emanet olarak telakki etmek.
.Mü’minleri sevmeyi, cennet yolunun göstergesi gibi bilmek.
.İçinde Kur’an’dan hiçbir ayet bulunmayan kalbi, harap bir ev gibi hissetmek.
.Yoksulları sevmek ve onlara yakın durmak…
.Acı da olsa hakkı söylemek.
.Gönlünde hiçbir kimseye karşı kötülük beslemeden yaşamak.
.Ahde vefalı olmak.
.Haksız yere insanların mallarını yememek. Faizden kaçınmak ve faizi ayaklar altına alınacak kadar hakir görmek…
Ayrıca:
.Tanıdığına ve tanımadığına selam vermek.
.Yapılan ikramlara teşekkürle karşılık vermek,Küfran-ı nimette bulunmamak.
.Hiç kimseyi anasından,babasından veya bir akrabasından dolayı ayıplamamak.
.Allah'ın sevdiği iki huyu,hilm ve teenniyi şahsiyetin bir parçası haline getirmek.
.Kardeşine karşı hayırhah olmak.İçini dışını yanlış duygulardan temizlemek.
.Dini kendimize ve başkalarına zorlaştırmamak.İtidal sahibi olmak.
.Ümit verici olmak,korkutucu olmamak.Müjdemelek,nefret ettirmemek.
Dua edelim, kişiliklerimiz bu tarif içinde yerini bulsun inşaAllah..
Gönülden selam olsun ;
Malumunuz 14 Şubat ; Mevlid Kandili.
Zât-ı Kibriyâ'nın mahbûbu, ilâhî kelimâtın maksadı, kâinâtın hülâsası,cennet bahçelerinin bülbülü Peygamber (s.a.) Efendimizin doğum günü kutlu olsun.Ol ki gözlerimizin nuru,kalblerimizin cilâsı, gönüllerimizin ilâcıdır. Zikri dilimize tad olan mübârek ismi cennet kapılarına, Arş-ı âlâ'nın üzerine yazılmıştır.Âlemlerin Rabbi O'nu sevmekle kalmamış,semâvat ve arz ehline,bütün mahlukâta da sevdirmiştir.Dünyanın her tarafında âşıkların niyâzıyla,okunan ezanlarla her an ve daima anılmakta.Duaların kabulü, güçlüklerin hali, rahmet yağmurları yüzü suyu hürmetine zuhur eder.Mevlîd kandili İslâm âlemine, bütün insanlığa ve mahlûkâta hayırlar, uğurlar getirsin. Bu dileğimi alel umum bütün insanlık için istiyorum.Çünkü Ebu Hureyre (r.a.) buyuruyor ki: Bir harpte,kâfirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik.Buyurdu ki: "Ben lânet etmek için, insanların azap çekmesi için gönderilmedim.Ben rahmet için (herkese iyilik için, insanların huzuru ve kurtuluşu için) gönderildim." Peygamber Efendimizin rahmeti ve merhameti böylesine âlem şümûl idi..
Birbirimiz için dua etmeyi unutmayalım güzel dostlarım.Hayır ve muhabbetle yoğrulalım ..
Bu kandil yaşadığımız en güzel kandil olsun.Hakkıyla ihya edelim inşaAllah.
İki gündür çok aşıkım ben Libya'ya ,vallahi aşıkım :)
Şehir ; derin uykusundan uyandı,ataletini üzerinden attı.O bomboş sokaklar,insanlarla dolup taştı.Renk geldi,ahenk buldu,hayatla doldu her köşe!
Çocuk sesleri cıvıldıyor etrafta.Hep böyle olsa ya! Ne olurdu sanki..
Normalde,gündüz saatlerinde ; çalışanlar ve öğrenciler dışında kimsecikler olmaz dışarda.Dükkanlar kapalıdır.İn cin top oynar.Sessizliğin sesi duyulur sadece.O yüzden böyle anları hasretle bekliyor insan.
Hazırlıklar bir hafta öncesinden başladı.Karınca gibi,sıkışık sıkışık bir sürü stand kuruldu caddelere.Kandil demek,ışık demek Libyalılar için.Dışarı çıktığınızda,lunaparkta sanarsınız kendinizi.Işıklı oyuncaklar / rengarenk ciciler fışkırıyor tezgahlardan.Çok güzel oluyor ama! :)
14 Şubat'ta muhtemelen gökyüzü rengarenk olacak,havai fişeklerle aydınlanacak.Sabaha kadar sürecek bu görkemli kutlamalar..
Canınız mı sıkkın? Çıkın çıkın gelin şimdi buraya :)
Enerji var,mutluluk var,heyecan var.Hiç bitmesin istiyorum.
Ruhum ve ben bile bu tabloya vurulmuşken,Miya'yı tahmin edersiniz herhalde.Coşmuş durumda..
Libyalılar çocukları çok seviyor.Onları,en kıymetli ziynetleri olarak görüyorlar.Hediyeleşme olayını da kesinlikle aksatmıyorlar.Çam sakızı çoban armağanı,elleri doludur hep çocuklara karşı.MaşaAllah.Çocukları sevindirmek,gözlerindeki o gülümsemeyi görebilmek her şeye değiyor !!
Hayatın içinde gördüğüm tüm güzellikleri paylaşmak,fotoğraflamak ve anlatmak beni tarifsiz bir mutluluğa gark ediyor.Hemen heyecanla aktarmak istiyorum dostlarıma. Bu yüzden hayallerimden biri de,belgesel çekmek:) Gerçekten! ('Trt Belgesel' müptelası olarak,her programda tazeleniyor bu sevdam.Nasip olur inşaAllah)
Bu yazdıklarımı da detaylı fotoğraflamayı çok isterdim.
Fakat daha önce de anlattığım gibi,Libya'da / özellikle yaşadığımız bu küçük şehirde fotoğraf çekmek / video kaydı yapmak sıkıntı teşkil ediyor.Cep telefonu ile çekince bir şey demiyorlar da,elimde bazuka gibi,kocaman bir fotoğraf makinesi olunca,ister istemez dikkat çekiyor.Çaktırmadan çekeyim diyorum olmuyor :)
Nearly Flourless Chocolate Cake (Neredeyse Unsuz Çikolatalı Kek)
Martha Stewart'ın unsuz kekini çok seviyorum.Fakat onun pabucunu dama attırdı bu kek.
1 kaşık un,kıvamını epey değiştiriyor.Unsuz keke nazaran,daha tok ve çekici oluyor.Yedikçe yiyesiniz geliyor.
İçersinde kestane olmamasına rağmen,karyokaya benzetiyorum tadını.
Gerçekten müthiş!
Çikolata krizi gelenlere,yoğun çikolatalı,nefis bir lezzet.
Üstelik çok kolay.En iyisi görün ve kararı siz verin :)
Malzemeler:
.200 gr tereyağ
.200 gr iyi kaliteli bitter çikolata
.250 gr toz şeker
.5 adet yumurta
.1 çorba kaşığı un
Ganaj:
.200 gram bitter çikolata
.1 su bardağı çiğ krema
Yapılışı:
.Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın.18 veya 20 cm'lik -tercihen kelepçeli- yuvarlak kek kalıbınıza yağlı kağıt serin.
.Tereyağ ve çikolatayı minik minik parçalara bölün ve birleştirerek,ben mari usulü eritin. (İyice erisin.Pürüzsüz bir kıvamda olması gerekiyor) Eridikten sonra,hafifçe ılınmasını bekleyin.
.Karışımı bir kaba alıp,üzerine şeker ilave edin.1-2 dakika karıştırın.
.1 yumurtayı küçük bir kaba kırarak,hafifçe çırpın ve karışımın üzerine ilave edin.Aynı işlemi yumurtalarınız bitene dek tekrarlayın.
.1 çorba kaşığı unu ekleyip,karıştırın.
.Kek kalıbınıza dökerek,önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 25 dakika pişirin.
.Son beş dakika,fırınızın başından ayrılmayın.Üstü hafif çıtır ve çatlamış olacak.İçi ise daha titrek ve sıvı kalacak.
.Piştikten sonra kekinizi en az 2 saat buzdolabında bekletin.
(En iyi sonuç için,bir gece bekletin)
Ganaj İçin:
.Kremayı tencereye alıp,ısıtın. (Kaynatmayın)
.Çikolatayı parçalayın.Isınan kremaya ekleyin ve iyice eritin.
.Pürüzsüz bir kıvam aldığında,hafif ılıtarak,dilimlediğiniz kekin her tarafını kaplayın.
Afiyet olsun.
.
Bunlar,bahsettiğim kandil görünümlü / müzikli ışıklar.Etraf rengarenk oluyor açtığınızda.Bütün evlerde kandil gecesi bu ışıklar yanıyor.Bazıları pencere önüne koyuyor.Tabak Libya tabağı,Şeker Libya Şekeri,Usul Libya Usulü :)
İkinci resimdekilerse,Libya pastaları.Özel günlerin olmazsa olmazı.
Yaş pasta süslemede ne yazık ki çok başarılı değiller.Bizim seneler önceki pastalarımıza benziyor değil mi? :) Fakat lezzeti 10 numara..
Uzun lafın kısası,tüm bunlar beni dolayısı ile ailemi çok mutlu etti.
Yeter ki mutlu olmak isteyin,pozitif enerjinizi asla ve asla yitirmeyin!
Ufacık detaylar bile ruhunuzu doyurmaya,içinizi cıvıldatmaya sebep oluyor.
Hayata mutlu gözlerle bakmayı bilin.Yaşadığınız yerin,zamanın ve mekanın tadını çıkarın..
____________________________________________________________________________________
Bloglardan Haberler:
* Mısır Şurubu tehlikesini duydunuz mu? Duymamışsanız veya daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Afet Hanım'ın araştırma ve yorumlarına mutlaka göz atın.
*Sevgili Angel'a nazik ödülü için gönülden teşekkür ediyorum.
*Baharat Hanım bana hangi çizgi filmi kahramanı olmak istediğimi sormuş.
Benim gibi kararsız bir terazi için çok zor bir seçim ama aklıma ilk gelen ve en sevdiğim karakterlerden biri: 'Elmyra' olayım öyleyse :)
*Geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkür ederim.
Nazlı niyazlı ben,mesajlarınızla inanılmaz mutlu oldum.Muhabbetimiz daim olsun..
Sürç-ü lisan etti isem affola..
Yüreğimden eksik olmayın inşaAllah!
Etiketler:
KEKLER VE PASTALAR,
PEPELA'NIN DÜNYASI,
ÇİKOLATA
6 Şubat 2011 Pazar
Gnocchi Alla Romana ve Bilmecenin Cevabı: Tost Ekmeği Tatlısı! :)
Dost Musun?
Öyleyse canın canımdır.
Aynan olmalıyım,
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi.
Hem sakınmadan, mertçe,
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya; ama
Seni de dupduru isterim karşımda!
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim.
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı.
Göz bakarken bakmalıyım sana,
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı!
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil.
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez.
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma.
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm; ama
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez.
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım..
Belki her çağırdığında gelemem; fakat
Derdine ortak ararsan, koşarım!
Ben de herkes gibi insanım elbet.
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi, yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma.
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım; ama
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim.
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım!
Görmezden gelebilirim yanlışlarını.
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem; ama
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam; ama
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen, çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin.
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ.
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem; ama
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma!
Belki de çok geldi bunca talep.
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin.
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden.
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden; ama
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır!
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
♥ Sevgili dostlar.Hepinizi kalbi muhabbetle selamlıyorum.Güzel bir haftaya,sıcacık bir merhaba.
Neslihan Nur Türk hanımefendinin gönlümüze işleyen şu mısralarından sonra fazla söze ne hacet?
Ben gerçek dosta ve dostlara sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.Bizleri bir arayana getirene hamd-u senalar olsun.Dilerim dostlarımızla birlikte,hayra ve muhabbete koşar,iki cihanla saadet ışığı ile aydınlanırız.Dilerim,Vedud isminin tecellisi nur gibi üzerimize doğar.
Nazlı / Niyazlı Ben:
3 gündür feci bir diş ağrısı ile cebelleşiyorum.Bu imtihan dünyasında hepimiz ayrı ayrı sıkıntılar yaşıyoruz.Onca kardeşimizin dayanılmaz dertlerden muzdarip olduğunu bile bile,ufak bir diş ağrısı yüzünden şikayet etmek olmaz elbette.Fakat ilk defa bir diş ; bu kadar canımı yaktı. bkz: 20'lik dişler.
Yetişkin insanın diş çıkarması hakikaten zormuş.Sağ yanak,balon gibi :) Gülüyorum ama resmen beynim zonkluyor.
Yarın doktora gideceğim.Eğer burada gerekli müdahale yapılamaz ise Türkiye yolları görünecek bize.Kardeşin kardeşe,gıyabında ettiği dua makbuldur.Samimi dualarınızda şu gönüldaşınızı de anarsanız,çok sevindirik olur!
Daha fazla üzmeyeyim / sıkmayayım sizi.. :)
Enerjimizi yüksek tutuyor,bomba gibi tariflerle devam ediyoruz!
''Simplicity is the ultimate sophistication'' (Leonardo Da Vinci)
Sofistike yemekler,her zaman pahalı ve zor değildir.Aksine,basit malzemeler ve kolay tekniklerle de damak dolduran lezzetler hazırlayabilirsiniz.Tek yapmanız gereken şey,birazcık sabretmek.
''Gnocchi'' Pratik olmasına rağmen,çok lezizdir.Daha önce patatesli gnocchi tarifini sizlerle paylaşmıştım.Bu da İtalyan Mutfağının gözdelerinde biri: '' Gnocchi Alla Romana ''
Semolina Gnocchi adı ile de biliniyor.Türkçesi : İrmikli Gnocchi.. :) (Tam türkçe olmadı ama idare ediverin.:)
Malzemeler:
*500 ml tam yağlı süt
*100 gr irmik
*1 yumurta
*1 adet defne yaprağı
*Tuz
*Bir çimdik hindistan cevizi
*Tuzsuz tereyağ (yağlamak ve kızartmak için)
Hazırlanışı:
.Orta boy tencereye sütü,defne yaprağını ve tuzu koyun.
.Kaynadıktan sonra,defne yaprağını çıkarın.
.İrmiği süte ilave edip,çırparak,kısık ateşte 4-5 dakika kaynatın.
.Ocaktan alıp,hafif soğuduktan sonra yumurta ve hindistan cevizini ekleyin. (Tadına bakın.Gerekirse biraz daha tuz ekleyin.)
.Kullanacağınız tepsiyi tuzsuz tereyağı ile yağlayın. (Ben dikdörtgen borcam kullandım)
.Karışımı tepsiye iyice yayın.
.1 gece buzdolabında bekletin. (Yahut en az 1 saat buzlukta tutun)
.Tercihen yuvarlak kurabiye kalıbı ile kesin. (Kalan yerlerini elinizle tekrar düzeltip,aynı işlemi tekrarlayarak hamuru bitirin)
.Tereyağını bir tavada kızdırın.Gnocchi'leri arkalı önlü pişirin.
.Üzerine maydanoz ve kaşar peyniri ekleyip servis edin.
Afiyet olsun..
*Gnocchileri fırında da pişirebilirsiniz.
*Sıvıyağ kullanarak da kızartabilirsiniz.Ben her ikisini de denedim.Tereyağ ile daha lezzetli oluyor.
İlk fotoğraftakiler sıvıyağ ile,ikinci fotoğraftakiler tereyağ ile kızartıldı. :)
*Domates sosu veya salçalı sos ile tüketmenizi öneririm..
Tost Ekmeği Tatlısı
Tost ekmeği böreği olur da tatlısı olmaz mı? Oluur,bal gibi olur!
Hem de tadına doyamazsınız.Çıtır çıtır,mis gibi..
Bir önceki postumda sorduğum bilmecemin cevabı buydu!
Tahminlerinizi keyifle okudum.Herkese çok teşekkürler!
Bilen arkadaşlarımı da tebrik ediyorum :)
Malzemeler:
*24 adet tost ekmeği
*2 tin krem (pure cream) - (Qashta veya kaymak da olur) Ayrıntı İçin Bkz.
*3 çay kaşığı un (2 çorba kaşığı su ile açacağız)
*Kızartmak için 2 bardak sıvıyağ
*Şerbet için : 3 su bardağı su + 2 su bardağı şeker
*Süslemek için antep fıstığı / şekerlemeler
Hazırlanışı:
-Önce şerbetinizi hazırlayın.
.Tost ekmeğinin kenarlarını ayırarak,inceltebildiğiniz kadar inceltin.
(Veya önce açın / sonra kenarlarını çıkarın.)
.İçine bir tatlı kaşığı krema koyup rulo yapın.
.2 çorba kaşığı suda açtığınız,3 çay kaşığı dolusu una batırın.
.Tencereye yağı alıp,kızdırın.
.Kremalı rulolaları yağın içine atarak,altın rengi alıncaya dek kızartın.
.1-2 dakika soğutup,ılık şerbetin içine atın.
.Şerbetten alıp,üzerine antep fıstığı serperek , sıcak sıcak servis yapın!
Afiyet olsun..
Sevgi ve muhabbetle
Craig David-I'm walking away..
(From the toothache in my mouth:)
*Güncel:Dostlarım! Çok teşekkür ederim.Bugün doktora gittim.Çok daha iyiyim..
Dualarınızı hissettiğim için,acım azaldı belki de..
Yüreğimden eksik olmayın inşaAlalh :*
Etiketler:
İTALYAN MUTFAĞI,
TATLILAR,
TOST EKMEĞİ
1 Şubat 2011 Salı
Fas Usûlü Havuç Çorbası & Çikolatalı Yoğurt & Dahası.. (Evraka Evraka!:)
''Bir gün birine,”Allah gönlünün murâdını versin” diye dua etmiştin de, “sakın!” demişti. Şaşırmıştın.O güzel insan açıklamıştı: “Niye şaştın? Ben gönlüme güvenmem! Benim gönlüm, iyiyi de ister,kötüyü de ister.Lazım olanı da olmayanı da ister.Ben gönlümün murâdına güvenmem; fakat dua et de, O’nun murâdı, benim gönlümün de murâdı olsun.O’nun hakkımda murâd ettiği şey,benim nefsime zor ve ağır gelmesin.” O vakit, dönmüş de bakmıştın kendi haline. Görmüştün ki pek çok muratların var. Kolları her bir yana yetişen kocaman ahtapotlar gibi, ne görseler arzuyla uzanıyorlar.Her yanının talepten ibaret olduğunu fark edince garipsemiştin.İşte o gün anladın: “Gönlüne giren, aklını çelen her murâda güvenmemen lazım.”
Kimi murâd, hayır sandığın halde şermiş. Kimisi şer sandığın halde hayır.Sırat üstünde seni Hakk’a taşıyan er lazım! Yolda bırakacak değil, kurtaracak nefer lazım!
Madem öyle, görecek, bir çift yanık göz lazım! Hayır kuru söz değil, yola fedâ öz lazım! Mâşuk lazım, Âşık lazım, Ser lazım! .. (Neslihan Nur Türk)
Tüm bunların yaşanması içinse,yüreğimizde koca bir sevgi,dev bir inanç beslemeli.
Beslenmeli,büyümeli,damarlarımıza dek işlemeli ki O'nun kahrına da lütfuna da aşık olalım.
Mümin aşktan, aşk da müminden zuhur etmez mi ?.
Bizim imkansız gördügümuz şeyleri aşk mümkün hale koyar.
Akıl belagatle konuşan bir hatiptir.Aşk ondan daha belig, daha temiz, daha pervasız.
Akıl, sebeplerle illetler arasında sıkışıp kalmıştır.Aşk avını pazusunun kuvvetiyle elde eder.
Akıl hilekardır, tuzak kurar.Aklın sermayesi, korku ve şuphedir.Aşkta ise, azim ve Allah'a yakın mertebesi doğar.
Akıl viran etmek için imar eder.Aşk, imar etmek için viran eder.
Akıl, nasıl, ne kadar gibi, devamlı keyfiyet ve kemiyet terimi üzerinde kuvvet kazanır.
Aşk, bu kemiyet ve keyfiyet elbisesinden soyunmustur. Ne nasılla ilgilenir, ne ne kadarla ilgilenir.
Akıl, önce ben der. Aşk, zahmeti kendine ver der.
Akıl, bir sey kazanmak için başkasını tanır ve sever.Aşk, kendiden verir ve kendisiyle hesap görür.
Akıl, sevil de mesut ol, der.Aşk kul ol ve bu yolla hür ol, der.
__________________________________________________________________________
Râhman c.c çeşit çeşit nimetle nasiplendirmiş bizleri.Her birinde nice hikmet,nice fayda gizli.
Havuç da bu sebzelerden biri.Hepimizin bildiği gibi,havuçta bol miktarda A vitamini olduğu için,gözün görme gücünü artırır.Mide yanması ve ekşimesinde havuç suyu içilir. (Bilhassa hamile arkadaşlarıma bol bol havuç suyu içmelerini tavsiye ederim.)
Annem biz küçükken havuç ve salatalıkları jülyen doğrayıp,dikkat çekici / renkli bir kavanoza alarak,mutfak masasına koyardı.Önünden gelip-geçtikçe alır,kıtır kıtır yiyiverirdik:))
Şimdi ben de Miya'ya yapıyorum aynısını.Salatayı çok seviyor fakat havuçla arası pek iyi değil.Bu taktikle sevdirmeye çalışıyorum.
Mis gibi bir havuç çorbası yapalım mı?
Zamanında Faslı arkadaşım Keltoum'da içtiğim ve çok hoşuma giden bu havuç çorbasının en çekici yanı 'ballı' olması..
Bal ; ufacık bir ayrıntı gibi dursa da,derin bir nefaset katıyor.10 numara bir lezzet..
Çorba deyip geçmemek lazım.Bu soğuk kış günlerinde,damağa devâ,ruha şifâ!
Hani uzun yıllar görmediğiniz bir dost gelir de yüreğiniz erir,damarlarınız efsunkâr bir huzur ve mutlulukla dolar ya.İşte bu çorba da üzerimizde o tesiri bırakıyor âdeta.
Hele siz de benim gibi koyu kıvamlı çorbaları daha çok seviyorsanız,mutlaka deneyin derim.
Faslı Havuç Çorbası.. :)
Malzemeler:
*1 adet büyük boy soğan
*5 adet havuç
*3 çorba kaşığı tereyağ
*3 su bardağı tavuk suyu
*1 çorba kaşığı kimyon
*1 tatlı kaşığı bal
*1 çay kaşığı karışık baharat
*1 çay kaşığı taze sıkılmış limon suyu
*Servis için yoğurt
Hazırlanışı:
*Soğanı ince ince doğrayıp,tereyağı ile kavurunuz.
*Havuçları iri parçalara ayırıp,tavuk suyu ile birlikte soğanlara katınız.Kimyonu ekleyiniz.
*20 dakika pişirip,ocaktan alıp soğutunuz.
*Bal,limon suyu,tuz ve baharatları minik bir kapta karıştırdıktan sonra çorbaya katınız.
*Blender ile püre haline getiriniz.
*Yoğurtla servis ediniz.
Nefis çorbanız kısa sürede hazır! Şifa olsun inşaAllah:)
Yalancı Arnavut Paçası
Bazı yemeklerin yalancıları daha güzel oluyor.Buna bir örnek de:Yalancı Arnavut Paçası.
Yemeye doyamıyorsunuz.Normalde tavukla hazırlayacaktım fakat haşladığım tavukları civciv hanım öyle tatlı yedi ki maşaAllah.İyi ki yemiş,sucukla daha mı güzel oldu ne.. :)
Tarif için sizi Lama'ma ve Derya ablaya yönlendiriyorum.
EVRAKA!
Aslında benim için asıl bomba bu:)
Her fırsatta dile getirdiğim gibi mutfak bizler için 'sihirli bir terapi köşesi' .İtiraf ediyorum klâsik yemekler dışında,reçetelere pek sadık kaldığım söylenemez.Bu sihre, gönlümce eklemeler / çıkarmalar yaparak ulaşırım.Mezkur metodla yeni yeni tatlar keşfeder daha da önemlisi inanılmaz bir mutluluğa gark olurum.
Geçen hafta,uzun zamandır plânladığım bir lezzeti hayata geçirmeye karar verdim.
Yoğurdun her türlüsü vardı da,''Çikolatalısı'' neden yoktu ki..!
Kulağa hoş gelmiyor mu sizce de?
Bildiğim kadarı ile yerli ve yabancı piyasada böyle bir ürün yok.Belki bir gün birileri üretir biz de istifâde ederiz hayali ile beklemek yerine,işi başa düşürerek,kolları sıvayıp,Vira Bismillah'la geçtim mutfağa.
-İşte bu! İşte bu! Tahâyyül ettiğim şey tam da buydu!
Mousse ve krem çikolata arası,damak çatlatan bir tatlı oldu.
Az malzeme,bol lezzet!
Bu keşif beni çocuklar gibi sevindirdi.Ciddi bir memleket meselesini çözmüşüm gibi:)
Hommer'ım ve Civciv'imden tam not alan çikolatalı yoğurdu damak tadına güvendiğim arkadaşlarım da denedi.
Cesaret veren ve yüreğimi okşayan nâzik cümleleri üzerine kıpır kıpır bir hâlet-i ruhiyye ile sevincimi paylaşmak için hemen size geldim. :)
(Minicik bir gelişmeden,deliler gibi sevinen insan tipi:)
Bu lezzeti tecrübe etmelisiniz!
Tatlı krizleriniz için harika bir çözüm..
Pepela's Chocolate Yoghurt :)
Malzemeler:
*2 cup yoğurt (tercihen vanilyalı)
*150 gram bitter çikolata
*1/2 cup pudra şekeri
*1 tutam tarçın / 1 damla vanilya ekstresi (opsiyonel)
*1 çay kaşığı sert kakao
Hazırlanışı:
*Çikolatalı minik parçalara bölüp,ben mari usulü eritiniz.
*Karıştırma kabına yoğurt,pudra şekeri,tarçın,kakao ve vanilya esansını alınız.
*Erittiğiniz çikolataları ekleyiniz.Hepsini 3-4 dakika çırpınız.
*Kase veya bardaklara boşaltarak 20 dk. buzlukta bekletiniz.
*Buzluktan alıp,kaşığınızı daldırınız.Mutluluk budur! :)
Miya Hanım,tadını 'uçak pudinkisine' benzetti.
(Uçak Pudinkisi:Thy menüsünde,tatlı olarak genelde çikolatalı mousse bulunur,bilirsiniz.Oradan bağlantı kuruyor:)
Fotoğraf çekme aşamalarım da başlı başına komediye dönüşüyor burada.
Doğal ışık kullandığım için,genelde pencereye yakın yerlerde çalışmayı tercih ediyorum.
Dün hava muhteşemdi!
Madem öyle terasta çekeyim tatlılarımı dedim:)
Makine elimde olunca,kendimi fena kaptırıyor,başka bir boyuta geçiyorum.
Bir ara çekime ara verip başımı kaldırdığımda,karşı apartmadan muhtemelen ''SubhanAllah,bu kız ne yapıyor böyle?'' diye düşünüp,tuhaf tuhaf bana bakan Libyalı teyzeyi görünce,suç üstü yakalanmışım gibi hissedip,zabıta memurlarından kaçan seyyar satıcı edası ile,ekipmanlarımla apar topar içeri kaçtım:D
(Halimi hatırladıkça gülüyorum kendime)
Biraz reçetelerimize ara verip,fotoğraf ve gezi notlarımı paylaşmak istiyorum.Bir nevi inzivâ.
Uzun zamandır söz verdiğim üzere fotoğraf makinesi / çekim teknikleri üzerine detaylı bir post hazırlamayı deniyorum fakat temiz / anlaşılır ve duru bir yazı olmasını arzuladığım için her defasında bir eksik bulup yayınlamayı erteliyorum.Kullandığım makine Canon Eos 400 D + Sigma Macro Lens arkadaşlar.Canon düşünmezseniz Nikon D 80 öneririm.Sormak istedikleriniz olursa,seve seve cevap veririm.Yanlız şunu belirtmeliyim ki,makine / markadan ziyade önemli olan bu işi severek ve tutku ile yapmanız.Hayata / objelere bakış açınız..
Bir de blog yazmaya yeni başlayanlara resimli kategori / header yapımı / resim boyutları gibi temel konularda elimden geldiğince yardım etmek isterim.Mail vesilesi ile bana ulaşan arkadaşlarımın soru ve sorunlarından yola çıkarak not ettiğim ve aklıma gelen ilk konular bunlar.Malumunuz ben de yeni sayılırım,fakat ne biliyorsam paylaşmak isterim.İlk günlerim / blog oluşturma sancılarım aklıma gelince,bunu mutlaka yapmalıyım diyorum! Paylaşmadıktan sonra ne anlamı var ki bildiklerimizin..
Bitirirken, (Bitirmeye Çalışırken)
Pepela'dan Notlar..
*Yok yok.Bloga uzun süre ara vermek bana iyi gelmiyor dostum! :)
Yine çok özlemişim,yine...
Anlatırken çocuksu bir heyecanla daldan dala atlıyorum öyle olunca.
Birikmişlikleri,yaşanmışlıkları ifade etmeye kelimeler yetmiyor sonra.Yüreğimde/aklımda/ruhumda geçen haftaya dair nice mutena anı,rengarenk hikayeler saklı.Fakat sıcağı sıcağına yazmayınca olmuyor.Sindire sindire yazmalı insan değil mi ya? Yazdığı her cümlede müthiş bir huzur ve rahatlık duymalı.Birşeylere yetişme çabasından,aciliyetten uzak olmalı.
*Yenilediğim mail şifremi unuttum! Geçmiş olsun. (Aferin sana Pepela!)
Hafıza kaybına mı uğradım acaba ben?
İlk evcil hayvanımın ismini de hatırlayamadığımdan mütevellit,7 yıllık mailimden ümidimi kesmek üzereyim.Joker hakkımı kullanıp,gizli sorunun cevabı için annemleri de aradım halbuki ama,tçık olmadı..
Msn'imi de açamıyorum hali ile.Hayr ola inşaAllah..
*Saveur kaynaklı Heaven / Hell Cake'i gördüğümde vuruldum! Fıstık ezmesi müptelası olarak hemen denedim.Görüntü süperdi fakat netice beni pek tatmin etmedi.Bir daha dener miyim? -Hayır :)
Aynı şey,Oprah'ın The Smith Family's 12 Layers Cake'i için de geçerli..
*Fortune Cookies!
Şans kurabiyelerini bileniniz vardır belki arkadaşlar.Cıvıl cıvıl hâli ve çıtır çıtır tadı ile kalbinizi tam 12'den vuruyor!
İçersine sevdikleriniz için hazırladığınız minik notları da yerleştirebiliyorsunuz.En sevimli kısmı da bu zaten.Evde yapmayı denemiş fakat başarılı bir sonuç elde edememiştim.Uzun bir aradan sonra geçen hafta tekrar aklıma düştüler ve muvaffak oldum çok şükür.Fakat ilk kez bir kurabiye bu kadar uğraştırdı beni..
Tecrübe eden arkadaşlarımızın yorum ve püf'lerini beklerim. :)
*Yaşasın yaşasın! Kestane bulduk burada :)
Parmaklarımız hala zonklasa da şuan buzlukta enfes lezzetleri ile tüketilmeyi bekleyen,20 paket kestane püresinin verdiği mutluluk bambaşka!
*Önümüzdeki hafta gerçekleştirmeye niyet ettiğimiz Fas-Tunus-Cezayir seyahati mamâfih iptal oldu.
Gidemeyeceğimize değil,sözü geçen ülkelerde yaşanayan huzursuzluklara yandı canım.
Dilerim tez zamanda düzelir hepsi..
*Karnelerimizi aldık değil mi? Nasıllar bakalım? :)
Yavrularımıza keyifli,verimli bir tatil diliyorum..
Ve kapanışa biraz renk katalım:)
Sizce bu nedir? Reçetesine dair fikir yürütelim mi? Yarın açıklayacağım inşaAllah:)
Tahminlerinizi bekliyor,kalbi sevgi ve selamlarımı gönderiyorum..
Ohh! gerçekten oh.. :)
Yazdım,enerjimi biraz olsun boşalttım,rahatladım.Birazdan basacağım ''Kaydı Yayınla'' tuşu ile kuş gibi hafifleyeceğime eminim!
Sizleri Allah c.c için seviyorum.Bu kadar kısa sürede,yüreğiniz,kardeşliğiniz,dostluğunuz ile yanımda olduğunuz için gönülden teşekkür ederim.
Yüreğimden eksik olmayın inşaAllah..
Günü Duası:
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddî ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter”
Buhârî, Daavât 60; Müslim, Zikir 70
Moslima's islam ( rap ) beaurifdu30
Etiketler:
ET YEMEKLERİ/KEBAPLAR,
SALATALAR VE MEZELER,
SÜTLÜ TATLILAR,
TATLILAR,
ÇİKOLATA,
ÇORBALAR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





