11 Kasım 2010 Perşembe
Ladies' Kisses ve Pepela'dan Minik Bir Ara.. (Fıstık Tadında:)
''Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail'den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, bir fedâkarlık, bir hasbîlik ve bir teslimiyet sembolü olagelmiştir.En güzel kelamlarla yüreğimize yerleşir ve bir velvele olur, her yanda umut ve heyecanla yankılanır.Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri içiçedir.
Evler-sokaklar, ma'bedler, dağlar, taşlar kutsal kelamlarla şaha kalkar,lerzeye gelir inler. Minarelerden yükselen temcidler en bayıltıcı nağmelerle, dalga dalga tâ evlerimizin içine kadar gelip yayılırken, köy-kent, şehir-kasaba, ova-oba, koyun-kuzu meleyişleriyle sarsılır. O kutlu zaman diliminde hemen herkes, herşey ve heryer âdeta dile gelir ve konuşur,her mübarek mekan sinesi hasretle yanan gufrana susamışların nabzı gibi atar ve bütün bu sesler, soluklar Hakk karşısında divan durmuş inleyen en mükerrem kulların çığlıkları gibi gider verâların kapılarına dayanır. Sanki ebediyet gamzeden bu seslerle, hislerimizin sınırsızlığını, hülyalarımızın sonsuzluğunu edâ ediyormuşuz gibi, duygularımızın bütün hazineleri açılır.. ve bütün mahrem hislerimiz bağı kopmuş tesbih taneleri gibi dörtbir yana saçılır. Her yanda köpürüp köpürüp arşı alaya yükselen bu sihirli sesleri duyup ve gönüllerimizde cennetler gibi esen şevk ü tarâbı yaşadıkça, aşktan, şevkten ve bayramın büyüsünden süzülmüş diriltici bir iksiri içiyor gibi oluruz.
Bu mazhariyet ve mevhibelerin tadı, lezzeti ruhlarımızı o kadar yumuşakça sarar ki, gözlerimiz şükranla açılır-kapanır, duygularımız baharlar gibi yeşerir.. derken ruhlarımıza gelip vâsıl olan ilham ve ruhlarımızdan ötelere yükselen inayet kanatlı duâlar, münâcâtlar, sızlanışlar, âdetâ tabiatlarımızı aşan semâvî bir ma'nâ, bir hâl ve bir te'sire ulaşır. Öyle ki, her yeni saat, her yeni dakika, her yeni iş, her yeni imkan daha derince yaşanmaya, daha şuurluca değerlendirmeye layık birer kıymet alır; alır da, rûhânî zevklerle coşmuş vicdanlar "lûtfunu arttır Allahım!" der daha da mest olmak isterler.
Bayram günlerinde yaşadığımız dolu dolu duygularla çok defa kendimizi havada uçuyor veya neş'eli, ahenkli ve pürüzsüz bir yolla ruh iklimine doğru kayıyor gibi oluruz. Bazen gökyüzünde hiç kanat çırpmadan sağa-sola süzülen kuşlar gibi, bazen ağaçların başlarında ince ince salınan dallar gibi, bazen de rüzgârların dokunmasıyla yatıp kalkan, yatıp kalktıkça da, çevreye kokular salan çiçekler gibi incelir, zarifleşir ve şiirleşiriz.
İşte bu duygularla bütün bütün hudutlarımızı aşarak, bitevî hodgâmlıklarımızdan sıyrılarak, tahtlarımızı kalb ve ruhun ufkuna kurar, dünyaya bakan yönleriyle beden ve cismâniyetin küllerini sağa-sola savurur ve vicdanın bir köşesinde muhâfaza ettiğimiz cennetten getirilmiş kıvılcımları bir kere daha tutuşturur.. ve o alev, o harâret, o ışık altında bu yeni varlığımızı yürekten selamlar, bahtımıza tebessümler yağdırırız...
Hikmet Bahçesi
Bayramları sadece yeme-içme,tatile çıkma,dinlenme olarak görmek,bizler için hakikaten kayıp olur.Çünkü her bayram Rahman'dan en büyük en kutsi hediye değil midir ?
Bayramlar mutluluktur,bilişmektir,tanışmaktır,gönülden gönüle derin köprüler kurmaktır,coşmaktır,huzurdur,refahtır.
Gururunu,eneliğini bir kenara atıp,sımsıkı sarılmaktır,benden geçip bizliğe / hayra koşmaktır,sıla-ı rahimdir.
Hele kırgınların, dargınların, küslerin barışması.Esas bayram onlara gelir haddizatında.Bayramda barışmanın güzelliğini hissedebilse idik, aramızdaki dargınlıkları kaldırmak için birbirimizden habersiz barışmaya koşardık..
Bayram yeni bir elbiseden ziyade,ailemizin / sevdiklerimizin gönül nağmelerini işitmek,onları şükran,nezaket ve sevgi ile sarmaktır..
Öyle tatlı bir heyecan peyda olmuş ki ruhumda,ilik ilik damarlarıma işlemiş..! :) Malumunuz efendim inşaAllah bayramda Türkiye'de sevdiklerimiz,özlediklerimiz,hasretini çektiklerimizle beraber olacağız.
Şimdiden siz kıymetli arkadaşlarımın,büyüklerimin,kardeşlerimin,bizlere gönül yoldaşlığı yapan,yüreğiyle saran,samimi ve duru duygularla buluşan herkesin bayramını kutlar,hayırlara vesile olmasını dilerim..Dilerim bu bayram,yaşayacağınız en güzel,en tatlı bayram olsun! Aklımın,yüreğimin,ruhumun bir parçası burada olacak.Bir süre yeni post ekleyemesem de sizlerin ziyaretine geleceğim nasipse.Özlerim,görmeli,duymalı,hissetmeliyim gardaşlığın dokusunu.. :)
Dönüşte biiznillah, keyifli,rengarenk sürprizlerle buluşacak,ruhumuzu,gönlümüzü beraberce doyuracağız..!
Kocaaaman sevgilerimi gönderiyor;hayır,umut ve nice mutluluklarla tekrar görüşmeyi can-ı yürekten diliyorum..Hakkınızı helal ediniz,Rahman c.c için içimizde yeşerttiğimiz sevgi ve muhabbet daim olsun,birbirimizi dualarımızla analım e mi ? :*
LADİES' KİSSES
Ladies's Kisses,harika bir italyan kurabiyesi.Popüler olması hasebiyle de farklı farklı reçeteleri mevcut.Leydi dudaklarına benzetildiği için bu adı almış..Ayrıca küçük hanımın diliyle: Hamburger Kurabiyesi de diyebiliriz:j Macarona bayılıp da bir türlü tutturamayan arkadaşlarım için,bomba bir alternatif.Görüntü olarak andırıyorlar birbirlerini değil mi?
Malzemeler:
.200 gr oda sıcaklığında tuzsuz tereyağ
.1/4 cup pudra şekeri
.1/4 cup şeker
.1 çorba kaşığı alkolsüz vanilya ekstresi
(veya toz vanilin)
.2+1/2 cup un
.1/4 çay kaşığı tuz
.1 tatlı kaşığı çekilmiş fıstık
.Dilediğiniz renkte ; çay kaşığının ucu ile helal gıda boyası
Çikolata Dolgusu İçin:
80 gram sütlü çikolata
2 çorba kaşığı tereyağ
Hazırlanışı:
.Tereyağ,şeker ve tuzu çırpınız.Krema kıvamına gelinceye dek bu işleme devam ediniz.
.Vanilya ekstresi ve dilerseniz renklendiricinizi de katıp,karıştırınız
.Son olarak unu da azar azar ilave ediniz.
.Hamurunuzdan parçalar koparıp,cevizden biraz minik boyutlarda iyice yuvarlayınız.
.Yağlı kağıt serilmiş tepsiye alıp,önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında,yaklaşık 10 dakika pişiriniz.
(Çok hafif pembeleşecek) Piştikten sonra,fırın telinin üzerinde soğutunuz. (Kurabiyelerinizi olabildiğince yuvarlayın,pişerken gördüğünüz şekli alıyorlar zaten.Ayrıca piştikten sonra ilk 5 dakika inanılmaz yumuşak ve narin oluyorlar,aman korkmayın! Fazla da dokunmayın.Soğuduktan sonra sertleşip,enfes bir kıvama geliyorlar :)
.Dolgu için,çikolatayı incecip kıyıp tereyağ ekleyiniz.Benmari usulü ile erittikten sonra resimde gördüğünüz gibi,bir kurabiyeyi alıp üzerine erittiğiniz çikolatadan sürünüz,diğer bir kurabiye ile kapatınız.
.En az yarım saat beklettikten sonra mis gibi kahve eşliğinde yahut ruhunuza işleyen meyveli bir çayla servis ediniz.
*Bir hafta,en leziz hali ile,taze taze saklayabilirsiniz.Hatta ben derim ki yaptıktan sonra,dayanabilirseniz bir akşam bekletin,ertesi gün çok daha nefis oluyorlar!
*Muhteviyatından da anlaşılacağı üzre,yağlı bir kurabiye.Yerken pudra şekeri ile bütünleşmiş mis gibi tereyağını,damaklarınızda hissediyorsunuz.Bildiğimiz kurabiyelerden daha farklı ve yoğun bir tada sahip.
(Şimdiden söyleyelim,yaparsanız Pepela ama bu çok yağlııaa demeyin :)
*Bakers Royal'dan adapte edilmiştir.
Afiyet,bal,şeker olsun!
Kurabiyelerimi sizlere ikram edeyim ve azıcık müsaadenizi isteyeyim ..
'Fıstık tadında nice nice bayramlara,
Yüreğimden eksik olmayın inşaAllah'... :)
6 Kasım 2010 Cumartesi
Fettucini Üzerinde Mozzarellalı Köfte & Kavurmalı Kiş (Sürpriz Tatlı ile Birlikte!:)
Gönülden selam olsun.
Türkiye'ye gitmemize az kaldı,15 Kasım'da yolcuyuz biiznillah.Doğal olarak evimizde çok cici bir telaş var.Hazırlıklarımızı yapıyor,vuslata yaklaştıkça mutluluk ve huzur ile kavruluyoruz.Blogum ve siz arkadaşlarımdan çok kısa süreliğine de olsa
ayrılacağım için,tuhaf bir sızı da yok değil içimde.Hayırla kavuşuruz inşaAllah . .
Rüyalarla aranız nasıl ?
Bu aralar pek 'gastronomik' takılıyorum.Ya Hu rüyasında mütemadiyen 'matcha çayı' gören ve bu çayla garip gurup pastalar,tatlılar,çörekler pişiren kaç kişi vardır acaba.. :)
(Kızımızın da bu hususta benden aşağı kalır yanı yok hani..
-Anneciğim babıcığımm ürryamda bil sülü balon göldüm ama bil tüllü şiştilemiyodum diyor, (mimikler görülmeye değer) Sabah sabah güne keyifle başlamanın en derin müsebbiblerinden biri , evimizin minik civcivi:)
Libya'da matcha çayı bulamadım içime dert oldu bittabi:)
Türkiye'ye gidince -inşaAllah- yapılacaklar listeme - matcha çayı almayı unutma - diye not düşülmüştür efendim. +İzmit simidi çıtırdat,kumpire dal .. diye uzayıp giden bol iştahlı bir listede var elimde:)
Gardaş dedik,dost dedik, görmeden sevmek dedik,sizlerle aynı dili konuştuk,aynı duygularla kavuştuk,şükürler olsun.İşte mezkur güzelliklerle nasiplenmeye,şükran ve muhabbetle dolmaya devam ediyoruz.Maharetli gönüldaşım Kemal Paşa Tatlısı Mine,kocaman bir gönle ve ince bir ruha sahip Sarkaç Hanım,Sevgili Emine Öztürk,Sevgili Mekila,yüreği buram buram muhabbet kokan,bir can,Urfa Tutkunu,cici bir terazi kadını Aysun,Sevgili Ozgur! Lovely Blog ödüllerinizi seve kabul ediyor,kocaman sevgilerimi gönderiyorum!
Ayrıca içimi okşayan kelamları,kocaman kalbi ile yanımızda olan bir çiftçi teyzeciğimiz var ki,çok manalı bir mim göndermiş bizlere..Yakın zamanda mis kokulu kütüphaneme kavuşur kavuşmaz,müthiş bir keyifle cevaplayacağım inşallah! :)
Evvet,şimdi son sürat reçetelerimize geçelim.
Fettucini Üzerinde Mozzarellalı Köfte
Fettucini bir italyan makarnasıdır.Alfredo sos ile buluştular mı 'değmeyin keyfinize!'
Fakat ben bu defa klasik domates sosunu tercih ettim.Damaklarımızı coşturan,muhteviyatında mozzarella şöleni saklayan çıtır köftelerle buluşturdum.Enfes bir akşam yemeği oldu.Siz de pratik fakat eşsiz lezzeti ile hem ruha hem mideye hitab edecek bir şey olsun diyorsanız buyrun:
Malzemeler
.1 paket fettucini
.5-6 adet domates
.2 diş sarımsak
.Tereyağı
.Tuz ve baharatlar
Köfteler için:
.350 gram kıyma
.1 yumurta
.Galeta unu
.Tuz ve baharatlar
.1 su bardağı iri kıyılmış mozzarella veya kaşar peyniri
Hazırlanışı:
.Makarnanızı paketin üzerindeki tarife göre hazırlayınız.
.Sos için,orta boy bir tavada erittiğiniz tereyağına sarımsakları ve domates rendesi atıp , suyunu çekene kadar kaynatınız dilerseniz biraz su ekleyiniz.Tuz ve baharatları da katıp,ocaktan alınız..
.Köfte için,tüm malzemeleri yoğurunuz.Yuvarlak şekil verip,ortasını hafifçe oyunuz, minik bir parça mozzarella koyup kapatınız.Hafif unladığınız köfteleri kızgın yağda kızartınız.
.Makarnaların üzerine sos ve köfteleri alarak,mis gibi bir elma suyu ile servis yapınız (elma suyu:en sevdiğim!:)
Kavurmalı Kiş
Yolculuğumuza çıkmadan önce evde ne var ne yok elden geçireyim,tüketelim istiyorum.Mutfak kedisi gibi,dolanıp duruyorum..Buzluktaki kavurmaları görünce aklıma 'kiş' yapmak geldi,çok da leziz oldu.Arkadaşlarım ve komşularımdan tam not!
Sizin de bu tadı seveceğinizi umuyor ve derhal malzemeleri veriyorum:
Malzemeler:
Taban İçin:
.1.5-2 su bardağı un
.1/2 paket tereyağ
.1 yumurta
.Tuz
İç Malzeme İçin:
.Kavurma
.Kıyılmış maydanoz
.Tuz ve baharatlar
Beşamel Sos İçin:
.125 gram tereyağı
.1 çorba kaşığı un
.1 su bardağı süt
.Üzerine cheddar veya rende kaşar peyniri
Hazırlanışı:
.Taban için tüm malzemeleri yoğurup,yağladığınız kiş kalıbına yayınız.
.Üzerine kavurma / maydonoz ve baharatları ekleyiniz.
.Hazırladığınız beşamel sosu dökünüz.
.Peynirlerle üzerine kaplayıp,önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişiriniz.
Afiyet olsun! :)
Tatatataaam! : Muffin ve Milföylü Pratik Baklava :)
Hani hepimizin doğaçlama tarifleri vardır ya,işte bu da onlardan biri.Geçen gün kızımın uyku saatinde,şöyle bol köpüklü coffe latte eşliğinde;kitabıma daldım.Ara verdiğimde,gözüme abur cubur sepetimizde duran mini / vişneli muffinler çarptı,gel de alma avcunun içine,koklama,içine çekme,bir ısırık atma.. :)
Tam yiyecektim ki,kafamda bir şimşek çaktı! :D
Şeyma,sen bunları bir güzel kaplasan milföyle,şöyle çıtır çıtır olsa,piştiğinde.
Üzerine de azıcık şerbet döksen,
cızzırdatsan,güzel olmaz mı?
Haydi bismillah,kolları sıvadım.Fırından çıkardığımda beklediğimden çok daha güzeldiler.
Şerbetle buluşturup bir-iki dakika dinlendirdim ve işte test zamanı!
:Mmm! Süper!
Civciv hanımcığımın deyimiyle 'Çok Veziz' oldu.. :) (Tuzlulara da Çok Mitaminli olmuş bıyıldım anneciim diyor:)
Pastane ay çöreğini bilirsiniz,şerbetsiz hali onu andırıyor..
Pratik ötesi,fakat leziz icadımızı,görücüye çırakıyorum efendim buyrunuz:)
'Kekli baklavaya bayılıyorum,fakat vaktim yok,o kadar aşama ile uğraşamam,kolay ve leziz birşeyler olsun'
diyorsanız,mutlaka deneyin derim! :)
Malzemeler:
Dilediğiniz miktarda
.Muffin (tercihen vişne dolgulu/kakaolu)
.Milföy Yaprağı
.Tatlı adedinize göre;1'e 1 oranında hazırladığınız şerbet.
Yapılışı:
.Muffinleri,milföy yaprakları ile güzelce sarınız.
.Mini kek kalıplarınıza koyarak,kızarana dek pişiriniz.
.Fırında çıkınca sıcak şerbetle buluşturup,bu güzel tadın keyfini çıkarınız!
Tarifimiz hem kandırıkçı hem milföylü olduğu için sanırım Gülo Anne'ye de Serap Hanım'a da uygun? :)
Sürç-ü lisan etti isek affola..
Son olarak Zilhicce-i Şerifimiz mübarek olsun arkadaşlar! Dularımız arş-ı alada buluşsun.
En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere,gönülden Sevgi ve Muhabbetle!
Etiketler:
İTALYAN MUTFAĞI,
KİŞ,
MAKARNA VE PİLAVLAR,
MİLFÖYLÜ PRATİK LEZZETLER
3 Kasım 2010 Çarşamba
Cafe Pepela 'Lezzet' Dergisi Kasım Sayısında..
-Sene 2007..
Sevmenin,sevginin,aidiyetin,muhabbetin her halini derinden yaşadığımız anlar.Sıcacık,buram buram tarçın kokan,çıtır çıtır cevizli bir kek yapmışım.Öyle ki her aşamasında kaybolmuşum,bir insanın yumurta ve şekeri çırparken,kalbi yerinden oynar mı? Göğsü yarılıp,dışarı fırlayacakmış gibi heyecanlanır mı?.Evet,hem de nasıl..
Sevdiceği içinse;vuslata saatler kaldıysa,onun için yaptığı her şeyde,'tarçınlı kekte bile' :) hisseder bu duyguları.İşte benim 'mutfak maceram böyle canlandı,böyle renklendi,böyle cilalandı.Öncesi yok muydu?
Vardı,iki taraftan da göçmen olan ailem ve akrabalarımdan çok şey öğrendim,tam ortasında lezzet ve muhabbet kuyusu olan bir ortamda yetiştim.Küçüklüğümden beri mutfak kültürleri ve farklı lezzetlerle hep iç içeydim.Lakin tüm bunların yeşermesi,coşması,ayyuka çıkması için demek ki 'bu güzelliklerin de yaşanması,içimize işlemesi gerekiyormuş.(Hiç bir zaman ben 'oldum', ben 'tamamım' demedim ve inşallah demeyeceğim de.İlme,öğrenmeye,yeni bilgilere her daim açım..) Hülasa bu lezzet yolculuğunda minik bir kalp,yuvamızı cennet bahçesine çeviren tatlı bir melek de aramıza katılınca,müthiş bir özen / şefkat ve aşkla kavruldu hepsi.Onun için pişirdiğim her yemekle ben de büyüdüm sanki .Artık evlat olmakla birlikte bir eş ve anneydim.-Herşey daha da leziz,daha da tatlı gelecekti ruhuma.Üniversite maceram ile başlayan yurt dışı fasıllarımızın evliliğim ile birlikte neredeyse her sene farklı bir ülkede devam etmesi de,her açıdan çok şey kazandırdı bana.
An geldi,yemek pişirmek / mutfağa ve lezzete dair herşey neredeyse 'yaşam tarzım' ,vazgeçilmezlerimden biri oluverdi.Bunun nasıl bir 'tutku' olduğu,çoğumuzca malum değil mi? :)
Arkadaşlarımın,yakınlarımın,sevdiklerimin,en derin desteği ve teşviki ile,5 ay önce,'vira bismillah' dedim blog hadisesine.Ben de sizlerle birlikte,naçizane mutfak hatıralarımı,yaşamı,gönlümü paylaşmaya koyuldum.
En 'asıl' gayem;'Kalpten kalbe yol kurmak,samimi ve duru muhabbetlerle donanmaktı ve her doğan güneşle tazeliyorum bu niyetimi.Yemek pişirme tutkum,edebiyat ve fotoğraf sevdam ile birleşince,blogumun rengi de netleşmeye başladı aslında.Tariflerimi bir arada tutmak,içimdekileri paylaşmak için yazmaya başladığım bu 'elektronik günce' ile git gide ısındık,ifrat ve tefrit dairesince,birbirimize sarıldık.
Yazdıkça mutlu oluyorum.Biliyorum,bazen çok uzun tutuyorum,sonu gelmiyor bir türlü,kendimi hakikaten frenleyemiyorum:) Lakin neticede burası benim yüreğimden bir parça,küçük dünyam,terapi köşem,mutena sayfam.Her kişisel blogta olduğu üzre,sevdiklerimi paylaşmam,gönlüme hoş gelenleri sunmam en doğal hakkım olduğu gibi beni inanılmaz mutlu ediyor.Tariflerimiz,fotoğraflarımız hep bir 'vesile' Aslolanın her daim,yürek dostluğu.
Bu kısa süreçte,anladım ki,'benden geçip biz' olmak,her şekilde mümkün.Yeter ki 'can-ı gönülden dilesin insan'.Birbirimizi henüz çok iyi tanımıyoruz belki,işte bu ancak yazmak ile okunmak ile okumak ile mümkün. (İlmi yazı ile bağlayınız hadisince)
Ben de başından beri vurguladığım üzre tarifimi yazayım çıkayım diyemiyorum arkadaşlar hiçbir zaman.Çünkü buraya gönüllere dokunmaya,mutluluğuma mutluluk katmaya,sizlerle hemhal olup,kıtalarca uzakta olsak dahi özel hayatımızı deşifre etmeyecek/tadında ve kıvamında sohbetler için hasbihal etmeye geliyorum.,Hırstan,tehlike boyutundaki 'cah'tan',kalp kırmaktan,'ene'liktek uzak durarak geliyorum.En azından bu niyetlerle yoğuruyorum her adımımı..Unutttuğumuz nice güzellikleri,Aslolan'ı,hep birlikte hatırlayalım,yüreğimizin pasını silip atalım istiyorum.
Her lahza arkadaş edinmeye,gönül birliğine eşsiz bir kıymet veren ben,blog vesilesi ile şuana dek,çok tatlı,çok hanımefendi,arkadaşlarımla/büyüklerimle/kardeşlerimle tanıştım ki işte bu herşeye değer diyorum,Rahman c.c utandırmasın,amellerimizi 'halis sevgi ve saygımızla' süslesin.
Tamam tamam asıl meseleye geliyorum,geeeldim.. :)
Geçen ay tam da şu yazıyı yazdığım sıralarda,Lezzet dergisi'nden (ayrıca tarifname'nin sahibesi) Sevgili Seda lutfederek,bizimle iletişime geçti.Kendisini yakınen tanımasam da çok sıcak bir enerjiye sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Son derece kibar ve özenli bir bayan olduğu da her halinden belliydi.
Görüşmemiz neticesinde,lise yıllarımdan bu yana müthiş bir ilgi ile takip ettiğim,bir sonraki sayısını 'çocuklar gibi heyecanlanarak! beklediğim,her fotoğraf ve reçetede kaybolduğum Lezzet dergisinde iki cici tarifimiz yayınlanacaktı.:) Daha önce medya / basın alanında çalışmalarım olduysa da böylesine sevdiğim bir dergide bulunacak olmak,benim için ayrı bir keyifti.(Tarifler için bkz:Atayıf Tatlısı ve Kıymalı Ekmek Ruloları
Tüm bu gelişmelerin sizlerle olan Muhabbet ve İletişimimizle de alakalı olduğunu da düşünüyorum..Bu güzel haber benim değil,hepimizin 'armağanı' ..
Duygularımın doruğa ulaştığı anlardan biri şuan ve beni ihya eden sebeplerden biri de sizlerin çıkarsız sevgi,ilgi ve desteği..
Bilirsiniz,yorumlar meselesinde dahi: hangilerinin nezaketen hangilerinin hakikaten yazıldığını anlayabilmek hiç zor değil.(Bizler birbirimizi yazarak/şahsımıza ve emeklerimize yaptığımız yorumlarla daha iyi tanıyoruz değil mi?) Zamanla,kısmi de olsa kişiliklerimizi / karakterlerimizi bile anlayabiliyoruz bu şekilde.İşte ben de gördüm ki,aldığım yorumların çoğu Hakikaten/Hakikatten/Haktan..
Ben istiyorum ki bu güzellikler devam etsin,sekteye uğramasın,üzülmesin,küsmesin.Artarak,en 'Doğal ve İçten' hali ile sürsün.Hepsi için teşekkür ederim,hakkınızı helal ediniz,gönlünüze,emeğinize,ruhunuza sağlık!
Bizleri okuyan,takip eden,kelamları ile yanımızda olan bütün arkadaşıma gönül dolusu şükranlarımı gönderiyorum. (Bu tür teşekkür yazılarının,pek de eğlenceli olmadığını,sevimli gelmediğini biliyorum lakin hoşgörünüzü rica ediyorum)
Evvet! Dergiyi henüz alabilmiş,kokusunu şöööyle bir içime çekebilmiş değilim. :)
Yakın zamanda Allah c.c nasip ederse Türkiye'de olacağım Sevgili arkadaşlar.Bir süre blogumu sizlere emanet edeceğim.Biiznillah gittiğimde ilk işim anneciğimin / yakınlarımın benim için alıp sakladığı Lezzet'lere koşacağım. (Güzel annem,size de herşey için sonsuz teşekkürler..!)
Dergi çıkar çakmaz,beni arayan,mailleri ile gönlümü coşturan,yorum bırakan,şaşırtan,duygulandıran okuyucularımıza ne diyebilirim ki? İyi ki varsınız!
Akılda Kalanlar:
Tatlı kardeşim Öznur ne demiş: 'Paris'ten kuş olup uçasım geldi,sırf dergiyi alıp sana yollamak için..Görmen için..Mutluluğum mutluluğumdur! '
Var mı böyle birşey :_) Eksik olma gönlümden..
Sevgili Zeliha,cici arkadaşım,dergiyi o yağmurda fellik fellik arayıp,detayları ile birlikte satır satır okudun,çok teşekkür ediyorum.! hem de çok..
Sevgili Reyyan,bugünkü zarif ve ince teklifin,o kadar gönlümü ısıttı ki..
Derginin fotoğraflarını çekip gönderme fikri / gurbet kuşu göremedi diye,hasretini merakını dindirme niyeti nasıl bir güzelliktir..?
Sevgili,Emine.Seni tanıdığım için çok mutluyum.Lezzet'dergisine bu anlamda tekrar müteşekkirim..!
Güzel yürekli hemşehrim;)
Ve;
Lezzet'te Cafe Pepela'yı görür görmez,heyecan ve mutlulukla yanımda olan,halis kelamlarını esirgemeyen,beni tatlı bir şaşkınlığa gark edip sevindiren ilk mesajlarımın sahibeleri:
Mutfakistan,Bal Pare,Çeşnici Handan,Rumma,Nese Ersoy,Vlam,Şükran
(Şaşkınlığım derginin bana göre -erkenden- çıkmış ve kısa sürede dağıtılmış olmasıydı.İlk haberi Sevgili Filiz Hanım'dan aldım.Teşekkürler ablacığım! )
''Muhabbet;kardeş olmaktır..Biyolojik bir bağı olsun ya da olmasın, "Gardaşım!" diyebildiğin kişidir.Gözsüz de görebildiğin,yüreğinin taa dibinde hissedebildiğin kişi..Sadece 'ben' demez,'benim' demez.Nefsi için istemez,nefsi için heva etmez,sinirlenmez.Sevgisini biriktirir yüreğine,cömertçe dağıtır.Nice sırlar yüklüdür de çatlamaz.Sorumlu olduğu birçok insan vardır da birini dahi atlamaz.Can kardeşidir o.Hani bazen dersin ya 'Ya Hu akrabamla bile bu kadar yakın hissetmiyorum,bu kadar görüşemiyorum',bunu diyebildiğindir,ciğer parendir..Karşısına hangi kusur çıkarsa çıksın,affeden,sevgiyle setredendir..''
Nice nice paylaşımlara,bol muhabbetli,bol lezzetli günlere,senelere inşallah!
Not:Sizlere 'İki tatlı haberim' daha olacak..Bir sonraki postumuzda görüşmek / buluşmak üzere!
Yüreğimden eksik olmayın ...
Etiketler:
CAFE PEPELA BASINDA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

